18 mart

On sekiz Mart! 100 yıllık bir geçmişe sahip ebediyen unutulmayacak şanlı bir tarih. Düşünüyorum da sanki hiç savaş olmamış gibi, veya önümüzde hiç savaş olmayacakmış gibi yaşıyoruz. Tarihi ne yaşıyoruz ne de anlıyoruz. Saygımız da yok hakeza. Oysa büyük savaşlar küçücük bir kıvılcım ile ateşlenmiştir hep. Şöyle bir hesap edersek bu şanlı tarihimiz daha iki nesil önce yaşandı. Babamız değil dedelerimiz zamanında. Bazılarımızın da babasının dedeleri zamanında. Şanlı Çanakkale’yi bizzat yaşamış olanlar artık ebediyete intikal ettiler. Onların gözleri yaşlı anıları kaldı artık hafızalarda. Yaşamadığımız için o anların anlatılışı sadece bir anı gibi canlandı hep gözümüzde. Aynı heyecan, Aynı duygular ile dinleyemedik hiç bir zaman. Yaşayamadık biz tarihi. Oysa çok olmadı bu zafer kazanılalı. Ne kadar önemli bir zafer olduğunu da hiç bir zaman anlatmaya gerek yok zaten. Yeterince anlatılıyor. Beka meselesi. Devletin devamlılığı meselesi. Yıkılma meselesi. Koca bir Türk ulusunun tarihten silinme pahasına saldırıya maaruz kalma meselesi.

Kazandık elbette 253 bin şehit vererek bu savaşı. Ama içimizde ölümsüzleştiremedik bu tarihi. Çabucak unuttuk. Biz yaşamamışçasına. Bizim değilmişçesine. Sanki bilgisayar oyunu oynanmış ta ordan galip gelinmiş edası hakim artık yeni nesil üzerinde. Ciddiyet yok. Disiplin yok. Oysa 12 15 yaşlarında yüzbinler savaşmıştı 1. dünya savaşında memleket meselesi için. Bıyığı terlememiş memetler gömlekle Allahüekber dağlarına istikamet dendiğinde üşüyoruz bile dememiş; Hiç birisi emre itaatsizlik etmeyerek savaş sanatının ne kadar ciddi olması gerektiğini sonsuzluğa gideceklerini bile bile bizlere öğretmiştir.

Ve yine Çanakkale. Her biz zaferimiz eşşizdir. Ancak Çanakkale bambaşkadır. Bizlere bu eşşiz zaferi kazandıran herkese sayglarımızı bir kez daha sunuyorum. Bu büyük zaferi bizlere armağan edip bu topraklarda yaşamamıza vesile oldukları için. Bu vatan için can vermenin ne demek olduğunu bize gösterdikleri için. Bu vatanın ne kadar değerli olduğunu gösterdikleri için.

This article was written by cuhadar

Bir Cevap Yazın